Cum. May 1st, 2026

Dereli’de askıya alınan umut…

10

 

Dereli bugün sessizse, bu sessizlik sadece doğanın huzurundan mı geliyor, yoksa eksik kalan bir şeylerin yankısı mı?

Bir üniversite binasının yıkılması ilk bakışta fiziki bir kayıp gibi görünür. Beton gider, duvar gider, tabela iner. Fakat küçük bir ilçede üniversite; yalnızca bir bina değildir. O bina, sabah kahvaltı yapan öğrencidir. Akşam çay içen gençtir. Sokakta yürüyen umut, esnafa can, ilçeye nefes demektir.

“Bina bulunamıyor” deniliyor.

Peki gerçekten mesele sadece bir bina mı?

Küçük ilçelerin kaderi midir bu?

Bir afet olur, bir yıkım yaşanır ve ardından “şartlar uygun değil” denerek yatırımlar ağır ağır geri çekilir. Oysa büyük şehirlerde alternatif alanlar üretilir, geçici kampüsler kurulur, çözümler hızla bulunur. Küçük yerler ise beklemeye alınır. Sessizce.

Bir üniversite gittiğinde ne olur?

Gençler gider.

Gençler gidince kiralık evler boşalır.

Esnafın kazancı azalır.

Sokaklar erken sakinleşir.

Ve en önemlisi, bir ilçenin geleceğe dair iddiası zayıflar.

Eğitim yalnızca büyük şehirlerin ayrıcalığı olmamalı. Anadolu’nun küçük ilçelerinde doğan bir genç, hayalini gerçekleştirmek için kilometrelerce uzağa gitmek zorunda kalmamalı. Üniversite sadece diploma veren bir kurum değildir; bulunduğu yere kimlik kazandırır.

Belki de asıl soru şudur:

Küçük ilçeler gerçekten yalnız mı bırakılıyor?

Dereli’nin ihtiyacı devasa binalar değil belki. Ama irade gerekir. Planlama gerekir. “Olmaz” yerine “Nasıl olur?” diyen bir yaklaşım gerekir.

Çünkü küçük ilçelerin yalnızlığı kader değildir.

Yalnızlık, çoğu zaman tercih edilen bir ihmaldir.

Ve bir gün, eğer yeniden bir kampüs kurulursa, o gün Dereli’de yalnızca bir bina yapılmış olmayacak.

Bir umut geri gelmiş olacak. 

Benzer Haberler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir