Paz. Nis 19th, 2026

Kalkınma Evet, Ama Doğa Feda Edilmeden

GÜL YİĞİT
GÜL YİĞİT
10

Her toplumun gelişmesi, üretmesi, kendi kaynaklarını değerlendirmesi elbette önemlidir. Enerji, günümüz dünyasında artık bir lüks değil, bir gerekliliktir. Ancak bu ihtiyacı karşılarken aklımızdan çıkarmamamız gereken bir gerçek var: doğa bir kaynak değil, yaşamın kendisidir.

 

Bugün ülkemizin pek çok bölgesinde olduğu gibi Giresun’un Dereli ilçesine bağlı Aksu Vadisi’nde de bir hidroelektrik santrali (HES) projesi gündemde. Enerji yatırımları, doğru planlandığında bir bölgeye istihdam, ekonomik hareketlilik ve üretim gücü katabilir. Ancak bu yatırımlar, eğer doğa dikkate alınmadan, halkın sesi duyulmadan yapılırsa, faydadan çok zarar getirebilir.

 

HES projelerinin oluşturduğu en büyük endişe; ekosisteme vereceği zarardır. Suyun yatağının değiştirilmesi, balıkların göç yollarının kesilmesi, dere kenarında yaşayan canlıların yaşam alanlarının bozulması gibi etkiler geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle, yapılacak her yatırımın sadece ekonomik değil, ekolojik ve sosyal boyutlarıyla da değerlendirilmesi gerekir.

 

Yerel halkın endişesi haklıdır. Çünkü doğa bir kez bozulduğunda, eski haline dönmesi mümkün olmayabilir. Ancak çözüm, tamamen karşı çıkmak ya da tamamen onaylamak arasında bir yerde aranmalıdır. Bilimsel verilerle desteklenmiş, çevresel etki analizleri doğru yapılmış, yöre halkının görüşlerine kulak verilmiş bir proje; hem doğayı koruyabilir hem kalkınmayı sağlayabilir.

 

Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, uzlaşma kültürüyle doğaya saygılı kalkınma politikalarıdır.

Enerjiye evet, ama doğayı yok ederek değil.

Yatırıma evet, ama insanı ve ekosistemi hiçe sayarak değil.

 

Çünkü biz bu doğanın bir parçasıyız.

Suyun sesini susturursak, kendi sesimizi de duyamayız.

📍Gül YILDIZ YİĞİT yazıyor 🖋

Benzer Haberler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir