Sal. Mar 17th, 2026

Kazandık Sandık, Kaybettik: Kadınlar İçin Değişmeyen Kader

6

Bir kadının mezuniyet fotoğrafına bakıyorum. Üzerinde cübbe, yüzünde umut. Gözlerinde “Ben de artık varım” diyen bir ışık. Yanında ailesi, alkışlar, çiçekler… Ama o fotoğraf, birkaç yıl sonra bir haber sitesinde “eski eşi tarafından öldürüldü” başlığıyla yeniden çıkıyor karşıma.

 

Kazandık sandık. Kadınlar okudu, meslek sahibi oldu, bağımsız yaşadı. Onlarca yıl “Kadınlar da yapabilir” dedik. Ama görünüşte kazandıklarımız, içten içe kaybettiklerimizi örtmeye yetmedi. Çünkü bir kadının kaderini sadece diploma değiştirmiyor. Toplumun zihniyeti değişmediği sürece, o kader hâlâ aynı yazılıyor.

 

Kadınlar artık daha çok çalışıyor, daha çok okuyor, daha çok hayal kuruyor. Ama ne yazık ki aynı oranda da öldürülüyor.

 

Bazıları boşanmak istediği için. Bazıları sadece “hayır” dediği için. Bazıları bir başkasını sevdiği için. Ve bazıları… sadece kadın olduğu için.

 

Biz kadınları sisteme, ekonomiye, istatistiklere “kazandırdık.” Ama yaşama kazandıramadık.

 

Haberlerde artık isimleri ezberledik. Bir gün Ayşe, ertesi gün Merve, sonra belki de ben, sen, ya da komşunun kızı. Bu kadar sıradanlaştı ölüm. Bu kadar normalleştirdik şiddeti. Kadın cinayetlerinin faillerine “kravat indirimi” yaparken, öldürülen kadınların mezar taşına “hakkını helal et” yazıyoruz. Ne garip…

 

Korkarak yaşıyoruz. Evden çıkarken, dönüş saatini ayarlıyoruz. Bir yabancı çok baktı diye telefonumuzu açıyormuş gibi yapıyoruz. “Ben güçlüyüm” diyerek değil, “Ben görünmezim” diyerek hayatta kalmaya çalışıyoruz.

 

Toplumun bize verdiği tek rol; “makul olmak.” Hem sus, hem idare et, hem de gülümse. Ama gülümsemekten kasıt ne? Dayak yediğin gün makyaj yapmayı becermemek mi? Şiddet gördüğün halde sustuğun için aferin almak mı?

 

Artık yeter. Kadınların kaderi öldürülmek olmamalı. Evlatlarımızın annesiz, kadınların hayalsiz, geleceğin umutsuz kalmasına daha ne kadar göz yumacağız?

 

Kazandık dedik ya hani, şimdi asıl savaş kazandıklarımızı yaşatmak için…

 

Bu yazı, Gül Yıldız Yiğit tarafından; Trabzon’da yaşanan acı olayda hayatını kaybeden Sinem Topaloğlu başta olmak üzere, toplumsal şiddetin gölgesinde yaşamını yitiren tüm kadınlara ithafen kaleme alınmıştır.

Benzer Haberler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir